Animasyon film dublaj metinleri genellikle film içerisindeki diyalog, mimik ve efektleri kapsayan içeriklerden oluşur. Oluşturulan bu diyaloglar farklı karakterler arasında geçebildiği gibi bazen iç ses veya dış ses konuşması gibi de ortaya çıkmaktadır. Çizgi filmler, 2D 3D animasyonlar kısacası senaryoya konu olan tüm animasyon yapımlar için diyalog ve tüm replikleri kapsayan bir içerik hazırladık. Farklı türde birkaç çizgi ve animasyon film içerisinde geçen diyalogları sizler için derledik. Kendinize uygun karakteri seçip dublaj yapılabiliyor. Ekibinizi kurup bu efsane yapımlara yeniden ses verebilirsiniz.

Animasyon Dublaj Metinleri

Bayan dış ses 1: pepenin yükseklik korkusu

Anne: evet herkes kahvaltısını bitirdi mi? Pepe?

Pepe: evet anne şiştim patlıycam

Anne: bebe?

Bebe:yedim

Anne: hıhıhıhıı

Baba: aferin o zaman size şimdi günün süprizini açıklıyoruz

Bebe: sürprizi açıcaşşş

Anne: kahvaltınızı çok iyi yaptığınız için ödül olarak şimdi sizi parka götürücez

Pepe: aaa yaşasın hadi hadiii

Bebe: hadiiii yaşaşın parkaaa

(Herkes güler)

Bebe: baba park ne?

Baba: oyun parki bebe hani böyle kocaman kaydırakları tahterevallilerin olduğu bir parka gitmiştik ya daha önce de

Bebe:heee

Baba: oraya gidiyoruz canım

Bebe:tamam

Pepe: parka gidiyoruz parkaaa

Herkes güler

Anne: yavaş oğlum aaaa

Pepe: pepe koşuyor. Pepe koşuyor

Bebe: abi ne yapıyor?

Baba: koşuyor bebeciğim

Bebe: ben de koşacağım ben de

Anne: hadi koşalım

Pepe: bebe koşuyor bebe koşuyor

Baba: aferin bebe harikasın

Anne: tamam yeter bebeciğim biraz daha büyüyünce abin gibi kendi başına koştura bileceksin bir tanem

Bebe:tamam

Pepe: bebe koşuyor

Baba: işte park göründü

Pepe: hah yaşasın park göründü haha

Herkes güler

Baba: pepe buradan parka kadar benimle yarış yapmaya ne dersin?he

Pepe: yarış mı yaşasın hadi

Bebe: bende bende

Baba: hadi bebe sen de gel

Anne: peki git bakalım

Bebe güler

Baba: hazır mısınız?

(ikisi de aynı anda eveeeet)

Baba: biiiir ikiii üüüç

Bebe: üç değil beeş

Pepe: ah be be

(Herkes güler)

Baba: biiir ikiii üüüç başlaaa

Bebe: aaaaa abi baba gitti

Anne: evet canım gittiler

Baba: aman allahım galiba pepe beni geçecek

Pepe: heaaa seni geçeceğim baba

Baba: yakaladım (tekrar)

Pepe:yaaaa

Baba: yine yakaladım

Pepe: geçeceğiiiiim yooooooğ geçtim mi baba? Geçtim mi?

Baba: geçtin koçum geçtin aferin sana hu

Pepe: çok sevindim baba

Baba:bende pepe

(Ikisi gülerler)

Bebe:geldiiiimmmmm

Baba: aferin bebe sen de üçüncü oldun bak

Bebe: yaşasın üçüncü oldum

Anne: yavaş oğlum

Bebe:üçüncüüüüüğ

Anne: park çok güzel görünüyor bebe salıncağa binmek ister misin?

Bebe: evet evet

Anne: hadi gel o zaman

Pepe: biz neye binsek baba?

Baba: tahterevalliye ne dersin?

Pepe: evet hadi

Bebe: yaşasın park yaşasın salıncak

Anne: aferin benim güzel kızıma

Bebe: uçuyoruuuuuum

Anne: abinle baban tahterevalliye biniyorlar bak bebe

Bebe: abi merhaba

Baba: ne oldu evlat

Pepe: şeyyy bişey yok buraya sen bin ben şu tarafa bineceğim

Baba: hazır mısın pepe?

Pepe:aaaaa

Baba: işte sen yukardasın şimdi

Pepe: indir beni baba indir çok korktum

Baba: ne oldu koçum neden korktun yüksekte olmaktan mı korktun

Bebe: abiye ne olmuş

Anne: biraz korkmuş bir tanem

Bebe: ben de ben de

Baba: hadi bin bakalım korkarsan söyle tamam mı

Bebe: tamam yüksek…alçak…yüksek…alçak.

Pepe:hııııığ

Bebe:yüksek…alçak…

Baba: aferin benim kızıma bak tepe korkulacak bir şey yok gördün mü

Pepe: hı!

Anne: gel kaydırağa binelim seninle istersen

Pepe:olur .anne?

Anne: ne oldu pepe?

Pepe: şey ben buradan kayacağım

Anne:ama o bebekler için pepe

Pepe: çok zevkli

Bebe:bende kayacağım

Baba:gel bakalım

Bebe:hayır bundan kaymayacağım bundan kayacağım

Anne:a aaa canım emin misin o senin için biraz fazla yüksek değil mi?

Bebe: bundan kayacağım

Pepe:hı!

Anne: peki ama merdivenleri dikkatli çık bebe

Bebe: abiiii merhaba

Anne: dikkatli kay bebeğiciğim çok yüksektesin.

Bebe: bebe yüksekte yaşasın kayalım yahu başardım

Anne: aferin sana be be

Bebe: bir daha bir daha

Baba: aferin sana ha ha ha

Anne: pepeciğim bu kaydırak gerçekten çok yüksek değil mi?

Pepe: evet yüksek

Anne: şey diyeceğim. Ben de bu kaydıraktan bebe gibi kaymak istiyorum bana yardım eder misin beraber kaymaya ne dersin?

Pepe: beraber mi ?

Anne: evet bir tanem beraber

Pepe: he tamam hadi

Anne: çekilin bakalım

Pepe:hiii!!!!!

Anne: merak etme buradayım çok eğleneceğiz hazır mısın ?

Pepe: evet yehuuuu…a aa…yaşasın çok güzelmiş

Baba: aferin koçum sana pepe :hiç korkmadım şimdi tahterevalliye de binebilirim baba :tamam hadi

Pepe:anne beni tutar mısın ?anne: tabi bir tanem buradayım arkandayım

Baba: iyi misin oğlum pepe: haha çok zevkli hadi baba hadi bir daha yükseğe çıkar beni bir daha bir daha

Baba:tamam

(hepsi güler)

Baba: pepe yukarda

Bebe:yüksek

Pepe: yukarısı çok yüksek

Baba: pepe aşağıda

Pepe: aşağısı çok alçak

Baba: pepe yukarıda

Pepe: yukarısı çok yüksek

Baba: pepe aşağıda

Bebe:alçak

Pepe: aşağısı çok alçak

Bebe :pepe yüksekte

Pepe :pepe alçakta

Bebe: pepe yüksekte

Pepe: pepe alçakta… Pepe yüksekte

Bebe: pepe alçakta

Bebe ve pepe: pepe yüksekte

Baba: ahahaha

Anne: aferin sana pepe , benim yakışıklı oğlum yüksekten hiç korkmuyor

Bebe: yaşasın abiş

Baba: pepe yukarıda

Pepe: yaşasın çok zevkli çok

Baba ve pepe : pepe alçakta

Bebe : alçak

Pepe ve baba: pepe yüksekte

Bebe: yüksek

Baba: ve pepe alçakta

Bebe: alçak

Dış ses erkek: temiz deniz kupası

Erkek ses 1: bir dakika yirmi dört sanyiye

Rgg ayas: haha, yaşasın

Erkek ses 2: helal olsun beb bize

Erkek ses3: kesin bu sene kupayı üçümüzden birisi alacak

Erkek ses1: valla ne yalan söyleyeyim bu inanılmaz bir zamanlama hem de üçünüz birden birkaç saniye falan var aranızda

Rgg ayas: tamam işte bu sene temiz deniz kupası bizde

( herkes güler)

Erkek ses 3: geçen sene de bu kupayı almak istemiştik ama

Erkek ses 2: kısmet bu seneye imiş teyze oğlu

rgg ayas: yardım edeyim mi musatfa abi, çok mu ağır araba?

Erkek ses 3: ah be teyze oğlu ya, ne kadar çok sevdin bu arabayı, bütün gün sırtında taşıdın resmen… ne olurdu evde bıraksaydın

Erkek ses 2: ee gelmeyin üstüme o benim doğum günü hediyem, ayrılmak istemiyorum

Erkek ses 3: tamam, şu tekneyi kaçırmayalım

Rgg ayas: mustafa abiiii

Erkek ses 2: arabam! Arabam! Valla düştü suya düştü suya!

Erkek ses 3: allah diyorum! Nasıl düşürdün teyze oğluuu?

Erkek ses 2: yardım edin yardım edin neolur! Yardım edecek kimse yok mu? Gidiyor!

Rgg ayas: dur mustafa abii sakin ol

Erkek ses 2: allaaaaah, nasıl sakin olayım nasıl sakin olayım ?

Erkek ses 4: çekilin bakayım ne düştüü?

Rgg ayas: kocaman bir oyuncak araba

Erkek ses 2: hiiihhh…hay gözünün yağını yiyeyim kurtar arabamı amca ne olur

Erkek ses 3: tamam sakin ol mustafa, araba kurtulsa bile pek çalışacağını sanmıyorum.

Erkek ses 2: deme yaa

Erkek ses 4: hıhh? Yok evlat batmış, derine gitmiş…

Erkek ses 2: doya doya oynayamadan gitti güzel arabam

Rgg ayas: tamam üzülmekte haklısın mustafa abi.. Ne olur sakin ol

Erkek ses 4: durun üzülmeyin bakın o tarafta ne var

Erkek ses 3: ohooo dalgıç…. Heeeey bakar mısınız? Burdayız burdayız!

Dalgıç erkek ses: sorun nedir çocuklar?

Erkek ses 2: arabam, arabam, denize gitti.

Rgg ayas: bölye koacaman bir arabaydı elinden uçtu gitti denize.

erkek ses 3: doğum günü hediyesiydi teyze oğlumun.

Dalgıç erkek ses: ben bir bakayım

Erkek ses 3: heyyyy! Çok yaşayın bee … biz dalgıç görünce sizi çağırdık amaaa yani sizz…

Erkek ses 5: biz denizin temizliğinde sorumluyuz. İsatnbul’un denizi korumak için her şeyi yapıyoruz.

Rgg ayas: peki denizler niye kirleniyorki

Erkek ses 5: çoğunlunla denize karşı duyarsız insanlar yüzünden kirleniyor. Denize atılan her türlü yabancı cisim aslında denizlerimizi kirletiyor. Aslında deniz özel bir yaşam alanaı. Bu kirlenmeden dolayı denizde yaşayan canlılar yaşam alanını kaybediyor.

Erkek ses 3: ayyy, yazık.. Tam anlamak için soruyorum denize atılan yabancı cisimler dediniz ya mustafa’nın denize düşen arabası deniz için bir yabancı cisim değil mi?

erkek ses 5 :aynen öylee. Yabancı cisim dediğim denizde olmaması gereken her şeydir. Yani denizde olmaması gereken pet şişeler, ambalaj atıkları ne bileyim çöpler, izmaritler aklınıza ne gelirse…bunların hiçbiri denizin kendi doğasında yer alan şeyler değil. Hele piller hem denizlerimiz için hem de çevremiz için çok ama çok büyük tehlike…

Erkek ses 2: aaaa, benim arabamın içinde on iki tane pil vardı.

Erkek ses 5: umarım dalgıç arkadaşımız o arabayı denizden bir şekilde çıkarmayı başarır arkadaşlar. Denize düşen o on iki pilin vereceği zararları tahmin bile edemezsiniz.

Erkek 2: haaae ben tahmin edebiliyorum. Pillerin için içinde kurşun, kadmiyum, cıva gibi metaller var. Bunlara ağır metaller deniyor. Arabamla beraber deniz düşen piller suda kaldıkça içindeki ağır metaller deniz suyuna karışır. Deniz suyundan denizde yaşayan canlılar mesela balıklara geçer. Sonra o balıkları biz yediğimizde pillerden çıkan bu zararlı ağır metaller kanımıza karışır vücudumuzdaki pek çok organımıza ciddi zarar verir di mi?

Erkek ses 5: aferin sana tam söylediğin gibi.

Erkek ses 3: teyze oğlumun bu işlere çok meraklı olduğu nasıl anlaşılıyor

Erkek ses 5 :atık pillerdeki bu civa, kurşun ve kadmiyum insan vücuduna geçtiğinde kanser gibi ciddi hastalıklara yol açabiliyor arkadaşlar

Rgg ayas: iyi ama evde her yer pil dolu… zararlı olan bir şeyi niye bu kadar kullanıyoruz ki ?

Erkek ses 5: kullanmakta bir şey yok, tabiki kullanacağız ama gelişi güzel denize çöpe etrafa atmamamız çok önemli

Erkek ses 3: ee nereye atacağız peki?

Erkek ses 5: pek çok yerde atık pil toplama kutuları oluyor. Okulunuzda da vardır belki. Yoksa okul yönetiminize söyleyip okulunuza atık pil toplama kutusu konmasını isteyebilirsiniz.

Rgg ayas: ben bizim okulumuzda böyle bir kutu görmedim

Erkek ses 2: yok yok ben de görmedim.

Erkek ses 3: ben de görmedim.

Rgg ayas: bayram ali öğretmenime hemen söyleyeceğim.

Erkek ses 5: yani kullandığımız pilleri evde güvenli bir yerde biriktirip düzenli olarak pil toplama kutularına atmamız gerekiyor. Bu kutulardaki toplanan atık piller çevreye zarar vermeyecek şekilde yok ediliyor.

Erkek ses 2: vay bee. Şimdi arabamın oynayamadan gittiğine değilde içindeki pillerin denize vereceği zarara üzüldüm.

Rgg ayas: hehee üzülme be mustafa abi.

Erkek ses 2: haha çok sağol be dalgıç abi, valla çok mutlu oldum şimdi.

Erkek ses 1: eveet ha gayret çok iyi gidiyorsunuz çocuklar

Erkek ses 6: maşallah maşallah bu ne ya ne kadar hızlı yüzüyorlar böyle

Erkek ses 7: valla kaç dakida çıkacak ben de merak ettim

Erkek ses 1: heyyt bee bir’e on beş yaptınız.

Rgg ayas: haha harika

Erkek ses 3: oh bee… bu zamanlama kesinlikle temiz deniz yarışlarının en iyi zamanlaması olacak.

Erkek ses 2: valla başardık teyze oğlu

Erkek ses 6: ne diyo bunlar ya bir dakika on beş saniye en iyi zamanlama mı olacakmış? Haa bunlar zamanlama görmemişler

Erkek ses 7: evet öyle diyorlar cemal abi, senin bir dakika on sanyiyede yüzdüğünü bilmiyorlar tabii ha haha

Erkek ses 6: çok eğlenceli yarış olacak çook. Ha ha ha

Rgg ayas: temiz deniz kupası.. Ne kadarda güzel adı var di mi yarışmanın?

Erkek ses 2: evet yaa…

Erkek ses 3: hıı bakın kimler var burda?

Erkek ses 6: hahıhıhıhaa

Rgg ayas: yaptığına bak şunun

Erkek ses 2: oh oh çöplük yaptı valla güzrlim denizi

Erkek ses 3: heeey cemal

Erkek ses 6: ooooo kimleri görüyoruz buyrun soframıza… aa bu bitmiş… E bu da bitmiş.. Haha bitmiş valla inanmıyacaksınız ama hepsi bitmiş.

Rgg ayas: sen ne yaptığını sanıyorsun cemal abi?

Erkek ses 6: size yiyecek ikram etmek istedim ayascığım… ama gördüğünüz üzere biz tek kaşla her şeyi yemişizz..

Erkek ses 7 : valla yemişiz ahahah

Erkek ses 2: çöplerinizi neden denize atıyorsnuz cemal? Denizlerimizi kirletmeye utanmıyor musun?

Erkek ses 6: denizlerin dörtte üçü bu denizlerle dolu mustafa, benim attığım çöp yok olup gidiverir… bak birçoğu batmış gitmiş bile

Erkek ses 3: senin gözünden yok oluyor belki ama denizin içinde yaşayan canlıların yaşam alanını yok ediyor attıkların canlıları tehdit ediyor cemaal

Erkek ses 6: valla beni tehdit eden biri filan yok buralarda, sen öyle birini görüyo musun tekkaş?

Erkek ses 7: valla görmedim hahaha

Erkek ses 6: hihahah

Rgg ayas: bugün duyarsız kaldığın için yaptığın her hata dönüp dolaşıp seni bulacaktır cemal abi

Erkek ses 7: nasıl yani anlayamadım biraz açar mısın ayazcığım? Ayy afadersin ayastı di mi s ile? Hahaha

Rgg ayas: evet ayas s ile… bir örnekle anlatayım, örneğin denizlerimiz kirlendiğinde balıklar yaşama alanı bulamayacak ve çoğalamayacak. Çoğalamayınca da yok olacaklar ve balıkçılar balık tutamayacak sen de böylece balık yiyemeyeceksin.

Erkek ses 6: aaa olmadı şimdi. Ben balık yemeden duramam… bayılırım valla balığa

Erkek ses 7 :evet evet ben de çok severim

Erkek ses 2: katıldığın yarışın adı bile temiz deniz. Niye böyle koymuşlar bir düşünsene. Denizlerimiz temiz kalsın diye

Erkek ses 6: yine deee attığım çöple balık yiyememe durumunu pek anlayamadım aam neyse. Ben konuyu değiştireyim. Yarışmayı kim kazanacak dersiniz?

Erkek ses 3: bu yarışın galibi belli cemal hiç heveslenme. O kupayı ya ayas ya mustafa ya da ben alacağım.

Erkek ses 6: o kadar eminsiniz yani?

Erkek ses 2: yaptığımız zamanlamaları görseniz sizin de şüphenizolmazdı.

Rgg ayas: neyse yarışta görürsünüz.

Erkek ses 6: görürüz tabi görürüzde bende pek merak etmiyorum aslında çünkü benim bir dakika on saniyelik zamanlamama senin yaklaşabileceğini sanmıyorum.

Erkek ses 6 ve 7: hıhahah

Erkek ses 3: bir dakika on saniye mi dedi?

Erkek ses 2: evet öyle dedi. İnşallah yalan söylüyordur.

Rgg ayas: sabahki yarışta göreceğiz.

Erkek ses 8: evet çocuklaaaar… tüm dünyamızdaki denizlerim her zaman temiz kalması umuduyla her yıl yaptığımız temiz deniz kupamıza hepiniz hoş geldiniz.

Kalabalık: hoş bulduk… heyt bee

Erkek ses 8: şimdi yarışacak arkadaşlarımızı başlangıç çizgimizde görüyorsunuz. Bu düdüğü çaldığımda hiçbir yüzme yarışına benzemeyen bize özgü temiz deniz yarışımız başlayacak ve çok kısa bir sürede bu elimde gördüğünüz temiz deniz kupası sahibini bulacak. Üç ikiii biir….. Evet murat ve çağrı çok iyi bir çıkış yaptılar. Hemen peşlerinde ayas var. Ayası cemal ve mustafa takip ediyor ve kemal güzel bir atakla özgürü geçtii… ayas ta muratı geçti. Mustafa arkadan hareketlendi…

Bayan ses 1: hadiii beni uğraştırma.. Çok naz yapıyorsun ama gel artııık. Bak beni kızdırma bir daha çağırmayacağım…. Teşekkür ederim.

Erkek ses 1: oooh ne kadar güzel bir akşam

Erkek ses 2: aaaah ne yazık… artık insanların çocuklarına oyuncak ve ıvır zıvır alacak paraları yok. Peki biz ne yapıcaz?… Belki sen diğerleri gibi ateşte yanmak istemiyorsundur, söyle ne olmak istersin? … aaah insanlar benim oyuncakalrımı almıyorsa ben de kendim için yaparım… (3.26) sen küçük bir çocuk olacaksın, benim küçük oğlum, şimdi iyi bir çocuk olacak mısın söylesene hıh? … hahah bu da neee… ıııa bu da nee? Bu ağaç hala yaş olmalı büyümeye devam ediyor.

Erkek ses 3: hayırr alamazsıın!

Erkek ses 2: aaah… haah? Hayııır hayır! Ben , ben ona bir isim bile vermedim. Bir ismi bile yokken onu nasıl çağırırım?

Erkek ses 1: heeey dersini aldın mı küçük kukla?

Pinokyo: kim var orda? Kim konuşuyor?

Erkek ses 1: benim tabii emy cırcır böceği. Burda işleri ben hallederim canım. Eğer ben olmasaydım burası çöplüğe dönerdi. Baban pepeto için burayı ben toplarım. Daha iyi bir adam bulamazdın… ahh onun altın gibi bir kalbi vardır. Eğer onu bir daha huzursuz edersen burdan bir an önce gitmeni sağlarım bilmiş ol.

Pinokyo: ama, ama dışarıda görülecek ve yapılacak çok şey var.

Erkek ses 1: aaaah hepsi zamanla olur, zamanla olur dostum endişelenme sen istediğin gibi oraya buraya koşamazsın bir kuklanın bile en başta öğrenmesi gereken şeyler vardır.

Pinokyo: öyle mi? Ne gibi?

Erkek ses 1: ne gibi mi? Nasıl yazacağını nasıl okuyacağını öğrenmen gerekir. Senin gibi küçük bir kuklanın bile insanlarla başa çıkmayı öğrenmesi lazım di mi?

Pinokyo: eveet. Bence ben göründüğümden daha zeki bir çocuğum.

Erkek ses 1: hıım. Demek öyle o zaman ayakların neden ateşte bakayım?

Pinokyo: a a aaa… hayııır! Ayaklarım yanıyorr! Hayıır! Ayaklarım yanıyor aha ahah ayaklarııım…

Erkek ses 2: aaa ah… işte buradasın demek. Seni kaybettiğimi sanmıştım evlat. Hayır, haayır ağlama. Sen yaşıyorsun oğlum bu bir mucize

Pinokyo: ama… ama ben ayaklarımı yaktım ahah

Erkek ses 2: aaah buna üzülme ben sana yeni bir ayak yaparım. Yaşıyorsun ve güvendesin önemli olanda bu zaten… ehh işte bu daha iyi… şimdi bakalım yeni ayakların eskisi kadar iyi mi?

Pinokyo: yihhuuu ey ey ey eehehehe

Erkek ses 2: hah ha ha ha. Aa bugün kendimi çok şanslı hissediyorum bu yüzden sana tanıdığım en şanslı adamın adını koyacağım, adı pinokyoydu. Evet oğlum sen artık pinokyosun.

Pinokyo: pinokyo… aaa bu büyük bir isim… ama ama ben size ne diyeceğim?

Erkek ses 2: seni ben yaptığıma göre bana sanırım baba demelisin. Baba.

Pinokyo: baba. Bunu sevdim. Ama ben gerçek bir çocuk değilim di mi baba?

Erkek ses 2: eveet. Ama belki bir gün olursun.

Pinokyo: gerçek çocuk. Gerçek çocuk. Gerçek çocuk. Bir gün gerçek bir çocuk olacağım.

Erkek ses 2: aa sakin ol pinokyo. Bu ilk günün olduğuna göre söyle ne yapmak istersin ha söyle bana? Hadi, hadi, söyle bana.

Pinokyo: ben dışarı çıkıp oynamak istiyorum. Tüm dükkânlara bakmak, herkesle tanışmak, her şeyin tadına bakmak, koşmak, biraz para harcamak isterdim… ama ilk yapmak istediğim şey okula gidip düşünmeyi ve yazmayı öğrenmek baba.

Erkek ses 2: aaa bunu isterdim ama benim sana kitap alacak param yok evlat.

Pinokyo: aa tamam üzülme kitaba ihtiyacım yok. Hatta okula gitmeye de ihtiyacım yok benim.

Erkek ses 2: cık cık cık olur mu hiç? Hah buldum paltomu satacağım.

Pinokyo: ama üşüyebilirisn baba öyle değil mi?… Hoşça kal baba, teşekkür ederim. Benimle gurur duyacaksın çok teşekkür ederim…

Erkek ses 2: bunu biliyorum pinokyo bunu biliyorum… oooh çok soğuk…

Pinokyo: ben doğru okula gidip babamı gururlandıracağım. Ben doğru okula gidip babamı gururlandıracağım. Doğru okula… önce buraya bi bakalım…

Bayan ses 2: heyy dur nereye gidiyorsun evlat söyler misin?

Pinokyo: a ben içeri girip ne olduğuna bakacağım

Bayan ses 2: biletin yoksa gösteri de yok. Paran nerde evlat?

Pinokyo: aa bilmiyorum. Ama bunu verebilirim hiç kullanılmadı. Babam bunu yeni aldı efendim buyrun bunu alabilirsiniz

Bayan ses 2: şimdilik olur ama sonraki gelişinde para getir ve bir yere otur bücür.

Dış ses bayan 1: bir varmış bir yokmuş… mutlu insanların yaşadığı bir ülke varmış. Bu ülkenin kral ve kraliçesinin tek bir dilekleri varmış. Bir çokcuklarının olmasını çok isterlermiş. Kral ve kraliçe çok iyi insanlarmış. Bu yüzden dileklerinin bir gün gerçek olacağını biliyorlarmış bir gün kral ve kraliçenin dili gerçekleşmiş bir kızları olmuş minik prensesin gün ışığı isimini vermişler kral ve kraliçe sevinçlerini paylaşmak için bir şölen düzenlemeye karar vermişler herkes davetliymiş gizemli ormanda yaşayan periler bile fakat kral ve kraliçe bir hata yapmış davet etmeyi unuttukları bir pili kalmış ülkenin dört bir yanından gelen komşu ülkelerin kralları ve kraliçelerim hediyelerini ve iyi dileklerini sunmuşlar gün ışığına. Ve sonunda sıra 12 periye gelmiş periler günışığına eşsiz armağanlar sunmuşlar peri çubukları ile birer birer yeryüzünde istenebilecek ne varsa armağan etmişler sadece üç peri kalmış armağanlarını vermeyen onlar da sırasıyla hediyelerini vermeye başlamışlar.

Bayan ses 1: hediyem sana küçük prenses dünyanın güzelliği senin olsun

Bayan ses 2: küçük prenses benim hediyem mutluluk olacak hayatın boyunca hep mutlu ol hiç üzülme

Dış ses bayan 1: son peri tam hediyesini verecekmiş ki beklenmedik bir şey olmuş tüm salonu yeşil bir duman kaplamış. Yeşil duman dağıldığındaysa kara peri ortaya çıkmış… Kral bu güzel treni bozan periye kim olduğunu sormuş. Diğer periler onu hemen tanımışlar tabi gelen çocuk kalpli kara periymiş.

Kara peri: görüyorum ki herkes davet edilmiş tüm halkınız arkadaşlarınız krallar kraliçeler ve periler ama ben davet edilmedim ne yazık ki

Dış ses: kral bu nezaketsizlikleri için özür dilemiş

Kara peri: ben de size karşı nezaketimi göstereceğim eşsiz hediyemden mahrum etmeyeceğim sizi. Dünyalar güzeli prenses mutluluk içinde büyüyecek herkes onu sevecek ve ona hayran kalacak ama 16. Doğum gününe geldiğinde güneş batmadan önce eline bir dikiş iğnesi batacak ve ölecek…

Dış ses bayan: yakalayın şu canavarı diye bağırmış kral ama kara peri kahkahalar atarak ortadan kaybolmuş

Kara peri: ah aha ha ha

Dış ses bayan: henüz hediyesini vermemiş olan son peri hemen atılmış ortaya kara peri kadar kara peri kadar güçlü bir peri değilmiş ama bu kötü laneti biraz olsun hafifletecek kadar bir dilek dilemiş.

peri 3: sevgili prenses kötü kalpli kara peri’nin laneti ile batacaksa eline o iğne sakın ölme uyu sadece ve bir aşk öpücüğüyle tekrar uyan…

Dış ses bayan: kral sevgili prensesin başına gelebilecek bir felakete engel olmak için ülkede ne kadar iğne çıkrık dikiş tezgahı varsa yasaklamış hepsini şatonun avlusuna toplanmış ve yaktırmış… Prenses gün ışığı 12 perinin hediyesiyle herkesin sevdiği nazik iyi kalpli bir çocuk olarak büyümüş… Kral babasın üç periyi gün ışığıyla ilgilenmekle görevlendirmiş. Gün ışığı da hiçbir yabancıyla görüştürülememiş. Üç peri için oldukça zorlu bir görev olmuş onunla ilgilenmek günü ışığı perilerin koruması altında büyümüş çok güzel bir genç kız olmuş sonunda prenses gün ışığının 16. Yaş günü gelip çatmış… Kara perinin lanetinin gerçekleşmesi için gün batımına kadar zaman varmış. Kral ve kraliçe ellerinden gelen tüm önlemleri almış fakat yine de lanetin gerçekleşmesinden korkuyorlarmış… Güzel prensesi kötü lanetten korumak için gün batımına kadar bir odaya kapatmışlar… gün ışığı hiç memnun değilmiş bu durumdan… tam bu sırada bir kapı belirmiş daha önce hiç görmediği bu kapının büyüsüne kapılmış gün ışığı… Tuhaf tıkırtılar geliyor muş kapının arkasından. Başına geleceklerden habersiz kapıdan içeri girmiş…

Odada arkası dönük bir kadın dikiş dikiyormuş. Gün ışığı büyülenmiş bir şekilde dikiş makinesine doğru yürümüş. Kara perinin büyüsüne kapılan gün ışığı elini iğneye uzatmış o anda olanlar olmuş. İğneye dokunması ile birlikte derin bir uykuya dalmış…

Kara peri: hahahaha… Haaahahahah…

Dış ses bayan 1: kara perry’nin laneti gün ışığının 16. Doğum gününde güneş batarken gerçekleşmiş. Prensese en güzel giysileri giydirip çiçeklerle dolu bir yatağa yatırmışlar. Böylece gün ışığının uyuyan güzel olarak anılacağı günler başlamış… kral ve kraliçeye engel olabilmek için şatoda ki herkesi prenses uyanıncaya kadar uyutmaya karar vermişler… Aradan tam 100 yıl geçmiş… bir gün yakışıklı bir prens sarayın yakınından geçiyor muş. Uzaklarda dikenli çalılarla sarmaşıklarla kaplı bir saray görmüş. Adamları uyuyan güzel ve bu sarayda ilgili duydukları hikayeyi anlatmış prens çok heyecanlanmış saraya girmek girmeye karar vermiş. Çalılar hem çok fazlaymış hem de üstünden geçilemeyecek kadar dikenliymiş. Bakmış olacak gibi değil çekmiş kalacağını yolu açmak için çağrıları kesmeye başlamış çalıları keserek sarayın kapısına ulaşmış kapıda yerde uyuyan iki nöbetçi görmüş kapıyı açmış ve gördükleri karşısında hayrete düşmüş. Her yerde kıpırdamadan yatan insanlar varmış. Sarayın içinde dolaşmaya başlamış derken kralın odasına gelmiş. Kral ve kraliçe de koltuklarında uyuyorlarmış. Sonra kapısı yarı açık bir oda görmüş ve odaya girmiş… Burası prensesin odasıymış. Prenses çok güzel bir yatakta çiçekler içinde uyuyor mus. Prens yatağa yaklaşmış güzeller güzeli prensesi bakmış ve kulağına fısıldamış…

Erkek ses 1: uyuyan güzel sensin demek. Ne kadar da güzelsin…

Dış ses bayan 1: demiş prens… ve dayanamayıp prensesin anlığına bir öpücük kondurmuş.… prenses o anda gözlerini açmış ve karşısında ona bakan yakışıklı prensi görmüş… onun uyanması ile birlikte sarayda uyuyan herkes 100 yıllık uykusundan uyanmış. Kral ve kraliçe de neler olup bittiğine anlamak için hemen prensesin odasına koşmuşlar. Bunların uyandığını görünce mutluluktan havalara uçmuşlar… prens uyuyan güzeli evlenme teklif etmiş. Prenseste prenses gülümsemiş ve teklifini kabul etmiş. Kral da kızını ve ülkesini kurtaran prense izin vermiş tabiki… Bugüne kadar görülmemiş muhteşem bir düğün yapılmış prens ve prenses sonsuza kadar çok mutlu yaşamışlar