Mikrofon Oyunculuğu ve Dublaj

Mikrofon Oyunculuğu ve Dublaj

Mikrofon Oyunculuğu ve Dublaj

Herkesin malumu, seslendirme ve dublaj sanatı başlı başına zor bir sanattır. Bu sanatı icra etmek sadece o dili konuşmakla yapılabilecek bir iş değildir. Bir seslendirme ve dublaj projesine ses verirken, konuşulan ana dili herhangi bir ağız veya şive yapmadan, doğru bir diksiyon-artikülasyon ve doğru tonlamalarla birlikte kullanabilmek, kelimelerdeki duyguları samimiyetle dinleyici kesime aktarabilmektir esas olan. Bütün bu anlatılanlara hâkim olmak için de seslendirme sanatı alanında ciddi bir çalışma yapmak ve uğraş vermek gereklidir.

Eğer kullandığınız dilde yeterli değilseniz, kendinizi geliştirebilirsiniz. Beynin, doğduğu andan itibaren, doğru veya yanlış olarak duyduğu tüm sesleri hafızasına atması ve konuşma süreci başladıktan sonra da kelimeleri duyduğu yanlış telaffuzları ile kullanmasından kaynaklanan sorunu ortadan kaldırmak ve beyindeki yanlış kullanılan kelime hafızasını silip, doğrularını yerleştirebilmek için temel eğitimlerden geçtikten sonra -diksiyon eğitimi gibi-, üzerine ciddi çalışmalar yapılarak doğru kullanımın akıcı bir hale gelmesi sağlanabilir. Bu işin üzerine düşmek ve ciddi anlamda pratik yapmak önemlidir, çünkü dil kasları alıştığı şekilde hareket etme eğilimindedir ve bu alışkanlıktan kurtarmak da doğru kullanımdaki kas hareketlerini öğreterek mümkün olur. O sebeple eskiden kalma dil alışkanlığı ancak yenisi ile düzeltilebilir diyebiliriz.

Bütün bu anlatılanlar doğru şekilde yapılabildiğinde, konuşmayla birlikte karşı tarafa geçirilmek istenen duygular, samimi bir şekilde yansıtılabilir. Çünkü temel olarak; bir konuşma metninin, karşı tarafa hissettirmesi gereken duyguyu doğru aktarabilmek için, yukarıda anlatılan becerilere sahip olunması gerekir. Samimiyeti hâkim kılmak için ise; seslendirme ve dublaj sanatçısının, metnin anlattığı oyuna uygun bir karakteri canlandırabilmesi gerekir. Yani oyunculuk yeteneğini kullanabilmelidir.

Seslendirme ve Oyunculuk

Seslendirme yapan insanlarda aranan önemli kriterlerden bir diğeri tartışmasız “oyunculuk” tur. Doğru his, ancak bütün kelimelerin ruhuna bürünerek karşı tarafa geçirilebilir. Bu da ancak “rol yapmak” ile mümkündür. Özellikle toplumumuzda yanlış olarak bilinen seslendirme sanatı, zannedildiği gibi basit bir sanat değildir. Aksine zordur. Bir oyuncunun kullanmakta özgür olduğu, jest, mimik ve beden dilinden yoksun olarak, sadece sesiyle bütün bir hissi, doğru olarak karşı tarafa geçirebilmek zorundadır. Bu zorluğun üstesinden gelebilmek için de; ana dilin inceliklerine sahip olurken, ağız yapmaktan uzak durarak, diksiyon-artikülasyon becerisinin gelişmiş olmasıyla birlikte, müzik kulağı ve oyunculuk yeteneğinin gerektiği ölçüde mevcut bulunması gereken seslendirme sanatçısının, seslendirdiği metni samimiyet duygusu içinde, dinleyiciye aktarması gerekir. Bu gerekliliği yerine getirebilenler “seslendirme sanatçısı”, yaptıkları işe ise “seslendirme sanatı” yani “mikrofon oyunculuğu” denir.

Mikrofon oyunculuğu, seslendirme yaparken de önemlidir ancak dublaj çalışmalarında kendini çok daha fazla gösterir. O sebeple dublaj sanatçıları üst düzey tiyatral ve diyalekt kabiliyetleriyle donanımlı konuşma ustalarıdır diyebiliriz. Çünkü reklam filmi, tanıtım filmi, belgeseller gibi projelerin içerisindeki duygular, belli başlı duyguları daha çok barındırırken, dublaj çalışmaları, oyunculara bağlı olarak çok çeşitli duyguların anlık değişimlerini yansıtmayı gerektirir.

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WhatsApp ile Hızlı Destek