Reklam Senaryosu

Etkili Reklam Sloganları için harika fikirler

Reklam Senaryosu

Reklam senaryosu, reklam metinlerinin kurgulanmış halidir ve reklam filmleri için yazılır. İçerisinde mekan, figüran ve diğer prodüksiyon ekibiyle ilgili içerikler yer alır. Daha açıklayıcı ve tarif edicidir.

Bilindiği üzere reklam filmleri, işitsel ve görsel iletişim araçları için hazırlanan, marka, ürün veya hizmetin tanıtımında kullanılan en etkili araçlardan birisidir. Günümüzde sosyal medyanın da reklam merci olarak aktif bir şekilde kullanılmasıyla, markalar anında milyonlara ulaşabilmekte ve bu da marka bilinirliği açısından önemli bir pazarlama çalışması olmaktadır. O sebeple reklam senaryolarının yazımı, reklam metinlerinin yazımı kadar önem arz eder. Çünkü reklam filmlerinin müşteri davranışlarını önemli oranlarda değiştirdiği yapılan araştırmalarla da kesinleşmiştir. Davranışlara olan etkilerinin yanı sıra ürün konumlandırması için de önemli bir araçtır. Örneğin, “Falım” markası, reklamlarında sakız ürününe odaklı değil, fal meraklılarına odaklı reklam filmleri yapar. Böylece sakız gibi sıradan bir ürün insanlar için farklı bir kulvarda konumlanmış olur ve bu da satın alma davranışını etkileyerek “Falım” marka sakızın tercih edilmesini sağlar.

Aşağıda sizlere birkaç markayla ilgili örnek reklam senaryosu metni sunuyoruz;

Adam elinde bir termosla kıraathaneye girer. Çaycıya bir çay söyler ve masaya oturur. Gelen çaydan bir yudum alır ve beğenmez. Bardağı müsait bir yere boşaltır ve boşalan bardağı termosundaki çay ile doldurur. Adam keyifle çayını içerken etraftakiler ona bakmaya başlarlar. Çaycıda hafif kızgındır. Yan masadan biri sorar, “Hayırdır hemşehrim!”. Adam termosu işaret ederek yüksek sesle, “Ben nerede, Doğuş Çay orada” der.

Ertesi gün herkes elinde bir termosla gelince, çaycı hemen çırağını Doğuş Çay almaya yollar.

Çaylar…!

Bir köy kahvesi, oyuncular; ocakçı, çaycı çocuk, ahali, figüranlar.

Figüranlar kahvesi

Sahne 1 genel çekim;

  • Sabah kahve açılır, ocakçı çayı demler (X marka çay -görüntü sansürlü-)
  • Kahve dolmaya başlar.
  • Ocakçı, “Çaylar tavşan kanı!” diye bağırır. (Çayı dışarıdan yeni getirttiğini ballandırarak millete anlatır.)
  • Tam çayları koyar, çaylar bulanık ve kötüdür. Ahali, “Aaa!” diye bozulur.
  • Atışma sahnesinde bilinen figüran efelenir.
  • Biri yerli bir çayı gösterir ve çaycı onu demler. Herkes mutludur, çaycı paketi öper.

Çaycı; “Yurdum çayı beni affet.” der. “Sen bir tanesin, bir daha sana ihanet edersem iki olsun.” der.

Bu reklam bir arenada geçmektedir. Sahada kızgın bir boğa ve onun karşısında bir matador vardır. Matadorun elinde herhangi bir bez yoktur. Matador el hareketi ile boğayı kızdırmaya çalışıyordur, en sonunda boğa iyice kızar ve matadora doğru koşmaya başlarken matador sırtından beyaz bir bez çıkartır ve iki eliyle boğaya doğru açar. Boğa bu kar beyaz beze bakamaz, gözleri kamaşır ve koşarken sendeleyip yere yıkılır, bu sırada dış ses “OMO’NUN GÜCÜ, GÖZ KAMAŞTIRAN BEYAZLIK” der ve reklam sona erer.

Sabahın erken saatlerinde Mehmet Efendi, mahmur gözlerle bakkalının yolunu tutar. Dükkânına geldiğinde kapısının açık olduğunu görür. Şaşkın bir vaziyette içeriye girip neler olduğunu anlamaya çalışır ve heyecanla polis çağırır. Ekip geldiğinde dükkâna hırsız girdiğini anlar ama ”Nedense her şey yerli yerinde.’’ diye düşünür. Daha sonra anlaşılır ki çalınanlar sadece bir kutu Albeni’dir.

Ardından bir dış ses duyulur:

”ALBENİ’NİZE SAHİP ÇIKIN’’ ya da ”KARŞI KOYAMAYACAĞINIZ LEZZET’’

Genç kız intihar etmek için köprüdedir. Herkes toplanmıştır etrafına, kızı intihar etmemesi için ikna etmeye çalışırlar ama fayda yok. Kıza son model bir araba getirirler kız istemez, para dolusu çantayı vermek isterler kız komik bir şekilde kafasını sallar ve ağlamaya devam eder ama parayı istemez, sevgilisini getirirler kız ağlamayı keser, sessizlik olur, sevgilisi gülümser ama kız sonradan kafasını tekrar sallar ve ağlamaya başlar. Herkes sıkılmıştır artık, o sırada kızı izlemekte olan halkın arasından küçük bir çocuk Albeni yemektedir. O sırada kıza doğru yürümektedir. Cebindeki Albeni’yi çıkarır ve kıza uzatır. Kız intihar etmekten vazgeçer. Sonunda sloganımız çıkar “Hayat Albeni’yle Yaşamaya Değer.”

Bu senaryo 1940’lı yıllarda bir bilgenin evinde, çalışma odasında geçmektedir. Odada ahşap bir çalışma masası vardır. Masanın üzerinde sağ tarafta hesap yapmak için bir abaküs, sol tarafta ise çevirmeli, manyetik, eski bir telefon vardır. Duvarda ilkel, kaba bir takvim; odanın diğer köşesinde reklam müziğini çalan bir taş plak ve adamın arka tarafında randevularını hatırlatan ilkel bir saat vardır. Bu bilge kişi ise çalışma masasında bir şeylerle uğraşırken, arka tarafında duran saat, çalar ve saatten randevunun yazılı olduğu bir kâğıt parçası düşer. Adam kâğıdı alır ve okur. Randevu saati geldiğini anlar. Ceketini giyerek kapıdan çıkar ve birkaç adım atarak durur. Bir şey unutmuşçasına elini ceketinin cebine sokar, sonrada kapıya doğru bakar. ( Çünkü adama lazım olan her şey evde kalmıştır. -Abaküs, randevu saati, takvim, plak, telefon-) Adam önüne doğru döner. Adamın önüne doğru dönmesiyle ev değişir ve şık bir ev olur. Adam ise günümüz giyimli, saç, sakal traşı olmuş hale döner. (Bu arada adamın eli hala cebinden çıkmamış ve yüzündeki bir şey unuttum ifadesi kaybolmamıştır.) Sonra adam cebindeki cep telefonunu fark eder ve cebindeki telefonu çıkartır. Ardından yüzündeki “Bir şey mi unuttum?” ifadesi gider, yerine “Unutmamışım, cebimdeymiş!” ifadesi gelir ve adam yoluna devam eder. Bu sırada dış ses “Yanınızdaki Ofis” yada “Size lazım olan her şey ve daha fazlası için Nokia 6710” der.

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WhatsApp ile Hızlı Destek