Reklam senaryosu reklam metinlerinin daha kurgulanmış halidir. İçerisinde mekan yer, figüran ve diğer prodüksiyon ekibiyle ilgili içerikler yer alır. Daha açıklayıcı ve tarif edicidir. Aşağıda sizlere birkaç markayla ilgili örnek reklam senaryosu metni sunuyoruz.

Doğuş Çay Konseptli Senaryo:

Adam elinde bir termosla kıraathane’ye girer. Çaycıya bir çay söyler ve masaya oturur. Gelen çaydan bir yudum alır ve beğenmez. Bardağı müsait bir yere boşaltır ve boşalan bardağı termosundaki çay ile doldurur. Adam keyifle çayını içerken etraftakiler ona bakmaya başlarlar. Çaycıda hafif kızgındır. Yan masadan biri sorar “Hayırdır hemşerim”. Adam termosu işaret ederek yüksek sesle “Ben nerede, Doğuş Çay orada” der.
Ertesi gün herkes elinde bir termosla gelince, çaycı hemen çırağını Doğuş Çay almaya yollar

Çaylar
Bir koy kahvesi oyuncular; ocakcı, çaycı çocuk, ahali bidigimiz figuranlar
Figüranlar kahvesi
Sahne 1 genel çekim ;

– sabah kahve acılır ocakcı çayı demler x marka cay (görüntü sansürlü)
– kahve dolmaya başlar
– ocakçı çaylar tavsan kanı diye bağırır (çayı dışarıdan yeni getirttiğini ballandırarak millete anlatır )
– tam çayları koyar çaylar bulanık ve kötüdür ahali aaa diye bozulur
– iki kavga sahnelerinde bilinen figüran efelenir
– biri yerli bir çayı gösterir ve çaycı onu demler herkes mutludur çaycı paketi öper
caycı; yurdum cayı beni affet der sen bir tanesin bir daha sana ihanet edersem iki der

Beyazın Çok Daha Ötesi Konseptli Senaryo:

Bu reklamda bir arenada geçmektedir. Sahada kızgın bir boğa ve onun karşısında bir matador vardır. Matodorun elinde herhangi bir bez yoktur. Matodor el hareketi ile boğayı kızdırmaya çalışıyordur, en sonunda boğa iyice kızar ve matadora doğru koşmaya başlarken matador sırtından beyaz bir bez çıkartır ve iki eliyle boğaya doğru açar. Boğa bu kar beyaz beze bakamaz, gözleri kamaşır ve koşarken sendeleyip yere yıkılır bu sırada dış ses “OMO’NUN GÜCÜ, GÖZKAMAŞTIRAN BEYAZLIK” der ve reklam sona erer.

Sahip Çıkın Konseptli Senaryo:

Sabahın erken saatlerinde Mehmet efendi, mahmur gözlerle bakkalının yolunu tutar. Dükkânına geldiğinde kapısının açık olduğunu görür, şaşkın bir vaziyette içeriye girip neler olduğunu anlamaya çalışır ve heyecanla polis çağırır. Ekip geldiğinde dükkâna hırsız girdiğini anlar ama ”nedense her şey yerli yerinde’’ diye düşünür. Daha sonra anlaşılır ki çalınanlar sadece bir kutu Albeni’dir.

Ardından bir dış ses duyulur:
”ALBENİ’NİZE SAHİP ÇIKIN’’ ya da ”KARŞI KOYAMAYACAĞINIZ LEZZET’’

Hayatın İçinden

Genç kız intihar etmek için köprüdedir. Herkes toplanmıştır etrafına kızı intihar etmemesi için ikna etmeye çalışırlar fayda yok…kıza son model bir araba getirirler kız istemez, para dolusu çantayı vermek isterler kız komik bir şekilde kafasını sallar ve ağlamaya devam eder ama parayı istemez, sevgilisini getirirler kız ağlamayı keser sessizlik olur sevgilisi gülümser ama kız sonradan kafasını tekrar sallar ve ağlamaya başlar..herkes sıkılmıştır artık o sırada kızı izlemekte olan halkın arasından küçük bir çocuk albeni yemektedir..o sırada kıza doğru yürümektedir…cebindeki albeniyi çıkarır ve kıza uzatır kız intihar etmekten vazgeçer..sonunda sloganımız çıkar hayat albeniyle yaşamaya değer

Büyük Buluş Konseptli Senaryo:

Bu senaryo 1940 lı yıllarda bir bilginin evinde, çalışma odasında geçmektedir. Odada ahşap bir çalışma masası vardır, Masanın üzerinde sağ tarafta hesap yapmak için bir abaküs, sol tarafta ise çevirmeli, manyetik eski bir telefon vardır. Duvarda ilkel, kaba bir takvim, odanın diğer köşesinde reklam müziğini çalan bir taş plak ve adamın arka tarafında randevularını hatırlatan ilkel bir saat vardır. Bu bilge kişi ise çalışma masasında bir şeyler ile uğraşırken, arka tarafında duran saat çalar ve saatten randevunun yazılı olduğu bir kâğıt parçası düşer. Adam kâğıdı alır ve okur, randevu saati geldiğini anlar ve ceketini giyerek kapıdan çıkar ve birkaç adım atar, durur, bir şey unutmuşçasına elini ceketinin cebine sokar sonrada kapıya doğru bakar. ( Çünkü adama lazım olan her şey evde kalmıştır. Abaküs, randevu saati, takvim, plak, telefon) Adam önüne doğru döner. Adamın önüne doğru dönemsiyle ev değişir ve şık bir ev olur, adam ise günümüz giyinimli şaç, sakal tıraşı olunmuş hale döner (Bu arada adamın eli hala cebinden çıkmamış ve yüzündeki bir şey unuttum ifadesi kaybolmamıştır) Sonra adam cebindeki cep telefonunu fark eder ve cebindeki telefonu çıkartır. Sonra adamın yüzündeki “bir şey mi unuttum” ifadesi gider, yerine “unutmamışım cebimdeymiş” ifadesi gelir ve adam yoluna devam eder. Bu sırada dış ses “Yanınızdaki Ofis” yada “Size lazım olan her şey ve daha fazlası için Nokia 6710” der.